Menü
Anasayfa / Aile Rehberi / İslam Ahlakı / Reklamların Etkileyici Yüzü Kadınlar!

Reklamların Etkileyici Yüzü Kadınlar!

Kadın toplumumuzun zarif bir yarasıdır. Kadın olmanın zorluğunu daha çok hissettiğimiz şu yıllarda, ruhumuzu ve kalbimizi sarsan şeylerle daha çok karşılaşıyoruz. Çünkü kadının toplumdaki yeri değişen zamanla birlikte farklılaşmaya başladı. Kadın tüketme gücüyle toplumdaki yerini sağlamlaştırmış, insani gücüyle flu bir hale gelmiş bulunmakta. Nitekim kadın sömürmek için yıllar önce en doğru meta olarak seçildi. Çağdaş zihniyet kabul etmesede insan olarak görülmeye İslamiyetle kavuşmuştur kadın. Lakin özgürlüğü İslamın dışında aradığından beri hep daha çok ezilip daha çok sömürüldü.

Kimler Yapıyor?

Toplumu manipüle eden Avrupa tutkunları, özgürlüğün tesettürden uzakta olduğunu ve İslamın insanı özgürlükten uzaklaştırdığını söyleyip algı oluşturdular. İslamiyetin kudretinden güç alan bir toplumu yok etmenin ancak İslamiyetten uzaklaştırmakla mümkün olacağını bildiklerinden, toplumun naif gücü olan kadını kullanmayı öngördüler. ‘Özgür kadın’ adı altında yapılan güzellik yarışmalarına Türkiye’nin de katılmasıyla birinci seçilen meşhur kadınımız, buna ilk cesaret eden Türk kadını oldu. Böylece İslamın nişanesini taşıyan Türk toplumunda bir girdap oluşturdular. Sonralarda o girdap yüzlerce dizide methedildi. Kendi eliyle kendi toplumunu karalayan, İslamdan uzaklaşan, aşağılandıkça aşağılanan toplumumuz, Avrupa’nın peşinde rezalet bir hale düştü. Yaşasın özgürlük dedikçe; reklam endüstrisinin kuklası haline geldi. Oysa bir ayette der ki:

Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle, dışarı çıkarken üstlerine cilbablarını alsınlar. Bu, onların tanınmasını ve bundan dolayı incitilmemelerini sağlar. Allah, Gafûrdur, Rahîmdir.” (Ahzab, 33/59)

Çünkü kadın tesettürden uzaklaştıkça incinir. Toplum tesettürden uzaklaştıkça kadını incitti ve derin yaralar açtı. Reklam endüstrisine göre özgür olması gereken kadınlardı, çünkü kadın tüketmek için vardı ve erkeğin tüketmesini sağlayacak olan yine kadındı. Kadın özgür olmak adına hemcinslerini ezen reklamlarda baş gösterdi. Hemcinslerini ezerek yükselmek isteyenlere de katlandık ve katlanıyoruz. Kadınların fıtratından uzaklaşarak kaybettiği özgürlük arzusunu sömürmek isteyen giyim sektörü, özgür olmak için “bunu giymelisin, şunu takmalısın, bunu kullanmalısın” dediler. Farkında olmadan bilinç altımıza yerleşen markalar, İslamın düsturlarından uzaklaşarak perişan ettiğimiz ruhumuza sözde çareler üretildi.

Geçmişten günümüze kadının benliğini aşağılara çeken reklamlar: kadının beceriksizliğini(?) anlatan temizlik ürünü reklamları, kadınların başkaldırması gerektiğini anlatan reklamlar, kadın bedeninin obje olduğu yiyecek-içecek reklamları, sözde güçlü kadın reklamları, sonra nötr cinsiyet reklamları diye devam etti. Son zamanlarda popülaritesini arttıran reklam olan nötr cinsiyet reklamları insanı bambaşka bir hale sokuyor. Kadını erkek, erkeği kadın haline getirmeye teşvik ediyor. İbn Abbas’dan rivayet edilen hadiste: “Resulüllah (s.a.v) kadınlardan erkeklere benzeyenlere, erkeklerden de kadınlara benzeyenlere lanet etti.” denilmiştir.

Nasıl Yapılıyor?

Kadının toplumda değer görmesi için oluşturulmuş temel algı reklamlarda kullanılan bilinçaltı mesajlarında yatıyor. “Kadın gösterilen bedenlere sahip olmalı, güzel olmalı, değer görmek için kendini ve güzelliğini kullanmalı, kutlamalı, teşhir etmeli” ve daha nicesi… Yıllardır kadını sömüren reklamlar değişen toplumu her zaman farklı bir yönden vurmaya çalıştı. Tüm bunlar kadın üzerinden dönen oyunların tanımı gibi. Çok masum görünen reklamların temelinde verilen mesajlar korkunç. Güzellik algısı önü alınamayacak bir şekilde kadını tüketmeye getiriyor. Kadın her seferinde güzel olmak için gösterilen ürünleri almak tüketmek zorunda hissediyor. Bu yüzden son yıllarda herkes aynı görünüyor. Marka takıntısı, trend ürün sevdası, moda aşkı, bizden renklerimizi, benliğimizi ve kimliğimizi çaldı.

Hepimiz aynı giymek zorunda değiliz. Hepimizin rengi aynı değil. Hepimiz markaları tercih etmek zorunda değiliz. Özgürlük için onlara ihtiyacımız yok. Özgürlük Allah dışında kimseye tamah etmeyerek olur. Makyaj malzemelerinin tonlarında, parfümlerin çeşitliliğinde ya da modanın paçasında değil; ruhumuzda, kalbimizde, aklımızda başlar özgürlük. Özgür hissetmek istiyorsak medya algılarına bağımlı yaşamamamız gerekiyor. Fıtratımızda aramalıyız özgürlüğü. Çünkü hissettiğimiz kadar özgürüz. Peki ya siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Hemen aşağıdan yorum yaparak düşüncelerinizi belirtebilirsiniz.

Bir yorum

  1. Selam ve dua ile

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir