Menü
Anasayfa / Aile Rehberi / Gece Namazının Sevabı Nedir?

Gece Namazının Sevabı Nedir?

Soru:

Gece namazının sevabı nedir?

Cevap:

Hamd, yalnızca Allah’adır.

Gece namazı, müekked sünnettir. Kur’an ve sünnetten pek çok deliller, gece namazına teşvik etmiş, ona yönlendirmiş, şânının ne kadar büyük ve sevabının ne kadar çok olduğunu açıklamak için ona sevketmiştir.

Gece namazı; îmânı kalpte sâbit kılma ve kıymetli amellerde yardımcı olma konusundaki şânı ve değeri çok büyüktür.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Ey örtüsüne bürünüp örtünen! Kalk, birazı hariç olmak üzere gecenin yarısını veya bundan birazını eksiltip namaz kılarak geçir. Veyahut da buna biraz ekle(yip gecenin üçte ikisini namaz kılarak geçir). Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku.(Ey Nebi!) Şüphesiz biz, sana (sorumluluğu) ağır bir söz vahyedeceğiz (Kur’an’ı indireceğiz). Şüphesiz gece ibâdetinin (kalbe) etkisi daha fazla, (bu ibadetteki) sözler (Kur’an) ise daha düzgün ve açıktır.” (Müzzemmil Sûresi: 1-6)

Allah Teâlâ, îmân ve takvâ sahiplerini güzel hasletler ve kıymetli amellerle övmüştür. Bu amellerin en önemlisi ise gece namazıdır.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tesbih edenler îmân ederler. Onlar, (azabından) korkarak ve (sevabını) ümid ederek Rablerine ibâdet etmek (gece namazı kılmak) için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah yolunda harcarlar. Hiç kimse, yapmakta olduklarına (salih amellerine) karşılık olarak, (Allah tarafından) onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez.” (Secde Sûresi: 15-17)

Allah Teâlâ; başka bir yerde onları şöyle nitelendirmiştir:

“Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir. Onlar şöyle diyenlerdir: Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helâktir! Şüphesiz orası, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır. Onlar, harcadıklarında ne israf, ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır. Onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha ibâdet etmeyen, haksız yere, Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zinâ etmeyen kimselerdir. Kim, bunları yaparsa, ağır azaba uğrar. Kıyâmet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedî kalır. Ancak tevbe edip de îmân eden ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. Kim de tevbe eder ve salih amel işlerse, işte o, Allah’a, tevbesi kabul edilmiş olarak döner. Onlar, yalan yere şahitlik etmezler, boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler. Onlar, kendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara sağır ve kör kesilmezler. Onlar: Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi takvâ sahiplerine önder eyle, diyenlerdir. İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar, orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır. Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!” (Furkan Sûresi: 64-76)

Burada gece namazının fazîletine ve âkibetinin güzel olacağına, onun, cehennem azabından uzaklaştırılma ve cenneti kazanma vesilesi olacağına dikkat çekilmektedir. O cennette kalıcı, nice sayısız nimetler ve kerim olan Rabbe komşu olmak vardır. Allah Teâlâ bizi bunu kazananlardan eylesin. Âmîn…

Geniş Cennetleri Kazanan Takvâ Sahipleri

Allah Teâlâ, Zâriyât sûresinde, geniş cennetlerini kazanan takvâ sahiplerini birtakım vasıflarla nitelendirmiştir. Bu vasıflardan birisi de gece namazı kılmalarıdır.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz takvâ sahipleri (Allah’a karşı gelmekten sakınanlar), Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi. Onlar geceleri pek az uyurlardı (gecenin çoğunda namaz kılarlardı).” (Zâriyât Sûresi: 15-17)

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de birçok hadislerde ümmetini gece namazına teşvik etmiş ve onları buna sevketmiştir.

Bu hadislerden bazıları şunlardır:

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Farz namazdan sonra en fazîletli namaz, gece namazıdır.” (Müslim, hadis no: 1163)

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Gece namazına kalkın.Çünkü gece namazı, sizden önceki sâlihlerin (ve nebilerin) âdetidir. Gece namazı, Rabbinizin rızâsına ve mağfiretine yakınlaştırır, günahları bağışlatır ve günah işlemekten alıkoyar.”

Amr b. Murra el-Cuhenî’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

“Kuzâa kabilesinden bir adam, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e gelerek:

-Ey Allah’ın elçisi! Eğer ben Allah’tan başka hak ilah olmadığına, senin Allah’ın elçisi olduğuna şehâdet edersem, beş vakit namazı kılarsam, Ramazan orucunu tutarsam, Ramazan gecelerini Terâvih namazı kılarak ihyâ edersem ve zekâtı verirsem ne buyurursunuz? (Ben kimlerden olurum?) diye sordu.

Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

-Kim bu hal üzere ölürse, sıddıklardan ve şehitlerden olur.” (İbn-i Huzeyme rivâyet etmiştir. Elbânî, ‘Sahih-i İbn-i Huzeyme’, hadis no: 2212’de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.)

Ali b. Ebî Tâlib’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Cennette öyle odalar vardır ki, dışları içlerinden, içleri de dışlarından görülür.

Bunu işiten bir bedevî ayağa kalkıp:

-Bu odalar kimlere âit ey Allah’ın elçisi? diye sordu.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

-(Bu odalar), yumuşak ve kibar söz söyleyen, (fakir ve yoksullara) yemek yediren, oruca devam eden, gece herkes uyurken Allah için namaz kılan kimselere âittir.” (Tirmizî, hadis no: 1984. Elbânî, ‘Sahih-i Tirmizî’de hadisin hasen olduğunu belirtmiştir.)

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yine şöyle buyurmuştur:

“Cebrâil -aleyhisselâm- bana geldi ve dedi ki:

-Ey Muhammed! (Allah -azze ve celle- sana selâm söylüyor ve diyor ki:) Ne kadar yaşarsan yaşa (sonunda) mutlaka öleceksin. Kimi seversen sev, (sonunda) mutlaka ondan ayrılacaksın. Ne yaparsan yap, karşılığını mutlaka göreceksin. Bilesin ki müminin şerefi, geceleri namaz kılarak ihyâ etmesi, izzeti ise insanlardan müstağnî olmasıdır (insanlara el açmamasıdır).” (Hâkim rivâyet etmiştir, Elbânî, ‘Sahih-i’l-Câmi’, s: 73’de hadisin hasen olduğunu belirtmiştir.)

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Kim bir gecede on âyet okursa, gâfillerden (Allah’ı anmaktan gâfil olanlardan) yazılmaz. Kim, bir gecede yüz âyet okursa, geceyi ibâdetle ihyâ etmiş sayılır. Kim, bir gecede bin âyet okursa, ona kantarlar dolusu sevap yazılır.” (Ebu Davud, hadis no: 1398. Elbânî, ‘Sahih-i Ebî Davud”da hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.)

Kıntâr kelimesi; büyük miktarda altın anlamına da gelir.

Arap dili uzmanlarının pek çoğu, kıntârın; dörtyüz dinar altın olduğunu belirtmişlerdir.

Kıntâr; öküz derisinin dolusunca altındır, denilmiştir.

Kıntâr; seksen bin altındır, denilmiştir.

Kıntâr; bilinemeyecek kadar çok maldır, denilmiştir. (İbn-i Esîr, “en-Nihâye fî Ğarîbi’l-Hadîs”)

Hadisten kastedilen; bir gecede bin âyet okuyan kimsenin ecrinin çok büyük olacağıdır.

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- başka bir hadiste yine şöyle buyurmuştur:

“Kim, bir gecede on âyet okursa, kendisine bir kıntâr yazılır.Kıntâr ise, dünyadan ve dünyada bulunanlardan daha hayırlıdır.” (Taberânî rivâyet etmiştir. Elbânî, ‘Sahihi’t-Terğîb’, s: 638’de hadisin hasen olduğunu belirtmiştir.)

Faydalı Bilgi:

Hâfız İbn-i Hacer -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

“Tebâreke (Mülk) sûresinden Kur’an’ın sonuna (Nas sûresine) kadar olan âyet sayısı, bin âyettir. Kim, bir gecede Tebâreke sûresinden Kur’an’ın sonuna kadar okursa, bir gecede bin âyet okumuş olur.”

Allah Teâlâ en iyi bilendir.

Vesselam…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir